Ana Sayfa                                                   "Bolaylilarin Bulusma Noktasi"                                            

 

 

Kelimelerimiz

--------------------------------------------------------------------------------------

 |  A |  B |  C |  Ç |  D |  E |  F |  G |  H |  I-İ |  K-L |  M |  N | 
 |  O-Ö |  P  |  S  |  Ş  |  T |  U-Ü |  V-Y-Z | 
----------------------------------------------------------------------------------

A

Aarı (Añarı): Boyunca, hizasınca, takip ederek
Aba: Abla
Abdıl: Avlu
Absab: Çamaşır
Acans: Ajans, haber.
Accık: Azıcık.
Ağa: Ağabey
Ağdırmak: Tırmandırmak /Zora koşmak /Hayvan yükünün bir tarafa sarkması
Ağı: Zehir
Ağnamak: Tozda toprakta yatıp yuvarlanmak
Ağşam: Akşam.
Ahmat: Ahmet
Akcacık: Bembeyaz
Aklım Kestı: (Düşününce ne olduğunu) anlamayı başarmak,sezmek
Ala Bula: Karışık renkli, berrak olmayan bir görüntüye sahip
Ala Bulaşık: Yarım yamalak, eksik, noksan
Alabacak: Kovcu,Dedikoducu
Alettirik: Elektrik.
Alı: Ali
Alıç: Yabani elma
Alık: Merkebin üstüne atılan paçavra
Allehem: Galiba, herhalde.
Alma: Elma
Ana: Anne
Arayer: Antre, Koridor   
Arık: Küçük su yolu.
Armıt: Armut
Aspap, asbap: Elbise
: Yemek
Atgı: 1-Kaşkol, 2-Harman aleti.
Avkalamak: Çamaşırı ovalayarak yıkamak, çitilemek 
Aydaş: Zayıf kalmış, gelişmemiş
Ayem: Konuşurken hitabın başında kulanılır

B

Babamil: Babamgil
Babıç: Ayakkabı
Badılcan: Patlıcan
Bağırtlak: Boyuna, bağıra dolanan böz örtü
Bahalı: Pahalı
Baklavu: Baklava.
Balta: Odun kesme aleti
Bangga: Banka
Barnak: Parmak
Batırık: Bulgur veya düğüden yapılan mahalli bir yemek türü.
Batma: Çeşmelerin önündeki küçük havuz
Batman: Eskiden, iki-sekiz okka arasında değişen ağırlıklara verilen ağırlık ölçüsü birimidir
Bayam: Badem
Bazar: Pazar
Bekemek: Kapamak
Beketmek: Kapatmak (tencere, çömlek gibi şeyleri.)
Beldenat: Dişli harman aleti.
Belermek: Öfkeli bakmak '' Gözlerini belertti. ''
Belik, Belinik: Bölünük, bölünmüş
Beneğarı: Düne göre daha iyi
Beriyüz: Ön yüz, bu taraf
Beze: Yufka açmak için hamurdan koparılan yumurta büyüklüğündeki parça
Bicama: Pijama
Bicik: Göğüs, meme
Bidon: Plastik su kabı
Birinde: Eskiden, Önceki günlerden birinde 
Birki: Sanki
Bistancık: Kertenkele yavrusu
Bişek: Yayık aleti
Bişi: Tavada yapılan hamur kabartması
Bişirgeç: Ekmeği sac üstünde çevirmeye yarayan ağaçtan alet
Bişşek: Yayığın parçası/elle tutulup tuluğun içindeki yoğurda doğru itilir...
Bitik: Pekmezin kristalleşmiş hali
Bizlemek: Kurcalamak, dürtmek / Kışkırtmak
Bocut: Tas,su kabı
Boçuç: Orta boyla su testisi
Boduldanmak: Kendi kendine söylenmek
Boğarsak: Sığırlarda cinsel arzu
Bohca: Köy ihtiyar heyetinin köylüden aldığı bir çeşit vergi adı
Boranı: Pancar ve kabaktan yapılan yemek
Boşanmak: (Bağlı hayvanlar için) çözülmek  “İnek boşandı!”
Bozağancilik: Bozgunculuk, ara bozuculuk
Böcü: Böcek.
Böğenmek: Tıkanmak  / Özl. akarsuyun önünün kapatılarak birikmesi
Böğet: Akarsuyun önüne engel koyarak bir gölcük oluşturmak
Böğet: Irmakta anafor yapan derin yer
Böğet: Set, barikat
Böğün: Bugün
Böyrek: 1-Börek 2-Böbrek anlamlarında kullanılmaktadır
Böyü: Akrep
Böyüğana: Büyükanne
Bula: Dişi piliç
Bullar: Buralar
Buñ: Sıkıntı, darlık
Bungar: Pınar
Burakmak: (Küçük ve büyükbaş hayvanlarda) erken doğum yapmak
Buturak: Dikenli bir bitki tohumu
Buynuz Gurusu Gibi: Çok zayıf insan ya da hayvan
Buzalamak: Koyun,Inek için / Doğu
Buzavu: Buzağı.
Büber: Biber
Bülüç: Civciv
Bülüç: Piliç
Büre: Pire
Bürlü: 1-Bütünce, 2-Örtülü

C

Canavar: Dar anlamda kurt
Cavada:  Bir anda olan “Yağmur cavada düştü.”
Cıplanmak: Soyunmak
Cırcır: 1-Fermuar 2-Patoz anlamlarında kullanılmaktadır
Cibilliyet: Soy, nese
Ciğişti, Hişirti: Issız ortamda duyulan ses
Cillimak: Caymak, Vazgeçmek, Döneklik Etmek / Mizikçilik Etm
Cimcik: Çimdik
Cirk:  Kirli, çamurlu su
Civan: Delikanlı, yiğit
Civdirmak: Şımarık bir tavır sergilemek / Kafayı oynatmak
Comballak: Takla atmak
Cozutmak: Saçmalamak
Cozuttu: Şaşırttı, dağıttı
Cumağı, cumayı: Cuma
Cüzbüdük: Mızmız, sıska

Ç

Çamır: Çamur
Çamış: Hayvanlar için dik kafalı
Çamış: Huysuz at, katır veya eşek
Çapıt: Bez, paçavra
Çatından Çatlamak: Kıskançlık yüzünden hırslanmak; ortasından çatlamak
Çebiç: Keçi ile oğlak arası
Çekli: Küçük bahçe
Çeleñi: Evin duvarlarını yağmurdan korumak için uzatılan dam kenarı
Çeleng: Çatının damın saçağı
Çelermek: Soğuktan elleri ayakları donmak
Çelermek: Yüzünü ekşitmek / karşı gelmek
Çemkirmek: Bağırarak, haykırarak konuşmak, havlamak.
Çengildemek: Devamlı homurdanmak / gevezelik etmek
Çıbarmak: Vurulmaktan ya da alerji yüzünden derinin kabarması, yanması
Çıga, Çıñgı:  Kıvılcım, Ateş parçası
Çıkı: Bez Torba, Küçük bohça
Çıkla: Sade, Yalnızca / Tıpkı ''Çıkla babasına benziyor.''
Çıkla: Saf, sadece, tek anlamlarında
Çıñgalanmak: Üzerine sıçramak / kıvılcım atmak
Çınggıl: Küçük üzüm taneleri
Çıpkın, Şıpkın: İnce Ağaç Dalı
Çıplanmak: Soyunmak
Çıtlık (çırtlık veya cırtlık): Çitlenbiğin meyvesi
Çıtlık: Menengiç (ağacı ve meyvesi)
Çiğin: Omuz “Dedesi onu çiğninde taşır.”
Çilemek:  Serpiştirmek
Çilte: Minder.minderin iç yüzü
Çimmek: Yıkanmak, yüzmek, banyo yapmak
Çizi: Sebze ekilmiş küçük parçalar
Çokuşmak: (Başına) Üşüşmek "Bebeğin  yüzüne sinekler çonmuştu"
Çöğdürmek: Küçük çişini yapmak
Çömeşmek: Çömelmek, oturmak”
Çömeşmek: Dizlerini bükerek yere yakın bir oturuş şekli
Çömlek: Topraktan yapılmiş (küçük) kap
Çuvallık: Dukuma  tezgahının bulunduğu bölüm
Çükür: Kazma ale
Çükür: Tarla vs. kazma işinde kullanılan bir çeşit tarım aleti

D

Dağan: Yayığın kurulduğu ağaç
Dahana: İşte, orada.
Dakım: 1-Ağızlık (sigara içmede kullanılan) 2-Takım
Daş: Taş
Dayak: 1-Merdiven 2-Tutanak
Deli düge: İki yaşındaki dişi dana
Dene: Tane.
Desti: Testi.
Deşdiksire: Deştikçe
Deynek: Değnek.
Deyze: Teyze
Dıkı, dıkıcık: Biraz, birazcık
Dibek: Buğday dövülen içi oyulu taş
Dinelmek: Ayakta Durmak
Dirhem: Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimidir
Dişemek:  (Bebeğin) dişleri çıkmak
Ditmek:  Parçalamak, liflerine ayırmak
Dokdur: Doktor, he
Doşañ:  Eskimiş,Yıpranmış
Dönmek:  Aşık olmak,kur yapmak ''Ali komşu kızına dönüyor''
Dörpü : Törpü, eğe aleti
Döşşek: Yer yatağı
Düğe : Dişi dana
Düğen : Düven ya da döven
Düğü: İnce bulgur
Dükgan: Dükkân
Dünek : Tünek
Dürü : Kız tarafından erkek evine gönderilen hediye
Düşünceme:  Endişe, Tedirginlik ''Düşüncemelisin, bir şey mi oldu?''

E

Ebe: Büyükanne
Eftiklemek,  Ayıklamak: Oyalanmak için bir şeyle meşgul olmak
Eğirtmeç: Yünü elde çevirerek iplik yapmakda kullanılır
Eğişmeç: Kirman
Eğsıranı: Hamur kesmeye ve sıyırmaya yarayan keski aleti.
Eğsilik: Toplu çamaşır yıkanan mahal
El: 1-Organ 2-Havaneli
Elcek: 1-Eldiven 2-Değirmenin taşının oynamamasını sağlayan tahta.
Ele!-Elh: Şaşırma, hayret anında söylenen söz
Eletmek: Götürüp vermek
Ellehem(allehem): Herhalde
Ellemek:  El ile dokunmak '' Elleme sana yahu''
Epeñli: Geniş, enli.
Eşki: 1-Ekşi 2-Salça
Evtiklemek: Telaşa kapılmak
Ezen: Ezan.

F

Fakır: Fakir
Falaka: Çift sürerken hayvanların bağlandığı yer
Fartadak Düşmek:  Aniden negatif tepki vermek
Fartildamak: Şiddetli rüzgarla ses çıkarmak
Fartilti: Rüzgarın çarptığı naylon örtü vb. çıkardığı ses
Feldirdemek: Titremek
Ferik: Genç tavuk/ Genç Kız  Olmamış meyve
Fişedek Düşmek: Tez canlı olmak / ani negatif tepki vermek
Fişne: Vişne
Fiymak: Kaçmak
Fiyyik:  Parmak ile ıslık çalmak
Foranta: Aile,Aile çevresi
Furun: Fırın

G

Gaba: Kaba.
Gabık: Kabuk
Gabırga: Kaburga
Gabış: Boynuzsuz keçi
Gabış: Boynuzu olmayan keçiye verilen isim.
Gail olmak: (Gayıl olmak)  Razı Olmak
Galafat: Fazla süsliü büyük, cafcaflı eşya, giyecek vb./Fazla Eşya
Galan …: Ondan sonra; o zaman / artık: Gelsin galan, yeter kaldığı
Galgımak: Zıplamak, hoplamak.
Gamçalamak /Gımcıklamak: Ellemek,El ile dokunm
Gamıtmak:  İçine kapanmak / Aptalca bakmak,bakınmak
Gañırtmak:  Bir ağaç veya demir parçasını kaldıraç gibi kullanarak bir şeyi zorlama
Gara: Bere, Ciltte çarpma nedeniyle oluşan morluk
Garamık: Bir çeşit dikenli çalı.
Gart: Kart, yaşlı
Gasaltmak: Oturtmak, yüceltmek
Gasten, gastancık: Mahsustan, rol icabı
Gavırga (Kavurga): Kavrulmuş Çerez
GavızGavuz: Buğday tanesinin kılıfı / içi boş, verimsiz
Gavlak (Kavlak):  Derisi ya da kabuğu dökülmüş
Gavlamak(Kavlamak):  Derisi ya da kabuğu dökülmek
Gayfe: Kahve.
Gayınna: Kaynana.
Gayın: Gelinin erkek kardeşi.
Gaynata: Kayınbaba
Gaysaklanmak:  Sulanan kil topraklı tarlanın kaymak tutması
Gaysi: Kayısı
Gazannık: Çamaşır yıkanılan yer.
Geber Okuna Oğrasin!: Ölsün anlamında ilenç,beddua
Geldik Başi,Gördük Başi: Geldikçe, gördükçe. Her geldiğimiz zaman
Gelin: Çağırmak
Gevcelemek: Ağızda uzun süre çiğnemek
Gırpık: Halı ilmeğinin fazlalığı
Gıy: Kadınların birbirlerine isimlerini anmadan seslenme şekli.
Gicimik: Dilde ekşi ve tuzlu tat bırakma anlamında.
Gicişmek: Kaşıntı
Gilar: Kiler
Gildiramak:  Hafif bir gürültü çıkarmak / yavaş sesle durmadan konuşmak
Gildirdamak:  Bir işi yavaştan almak:'' Böyle gıldırdamayla iş bitmez''
Gildirdemek: Gevşeyip Sallanmak
Gilik: Keçi ve koyun dışkısından çıkan tanelere verilen isim.
Gindirik: Birakmak-Gindirik Kapı vs,biraz açık bırakmak,2 şey arasındaki küçük mesafe
Girarmak: Solmak, Ağarip Kirlaşmak,Bir Şeyin Beyazlaşmasi
Girklik: Koyun,Keçi yünü kesme makası
Girnap: Kalın ip
GişmaKişma:  Tekme
Gitmir: Cimri,Pinti
Giypik: Küçük parça
Giytik: Küçük ağaç parçacıkları
Goğulmak: Sığırın çiftleşmesi
Golañ: Eşek palanının bir parçası/İp Parçası
Golan: Kalın kıl ip.
Gonşu: Komşu
Gopuk: Berduş, serseri
Gora: Büyük Anahtar
Goşmarahmadı: Kertenkelenin bir türü
Goyak: Vadi
Gozak: Kozalak
Göde: Güvercin, normallerine göre büyük olup, eti yenilebilen, meşe pelidini çok seven bir güvercin çeşidi. (Yabani dağ güvercini)
Göğerme: 1-Çürüme 2-Olma
Gök: Olmamış, ham
Görümlük: Görme payı, müjde
Göynek: Fanila / Atlet,
Gözemek: Çimlenmeyen tohumların yerine yenilerini ekme işlemi
Göynümek: Yüksek ısıda erimek, hafifçe yanmak; güneşte kızarmak; haşlanmak
Gözer: Büyükçe gözleri bulunan kalbur
Gubarmak: Grurlanmak,kibirlenmek,kendini büyük olarak görmek
Gulak Mekişi: Fiziksel darbe durumunda ölümcül olduğu düşünülen kulak bölgesi
Gunnamak: Doğurmak
Gurk Tavuk: Kuluçkaya yatmak isteyen tavuk
Gusulhane: Banyo.
Guşluk: Sabah ile öğle arasındaki vakte verilen isim
Guzan: Kuzey
Güccük: Küçük
Güdük: 1-Kuyruksuz 2-Ufak boylu,tıknaz.
Güğüm: İbrik
Güyeği, göğeyi: Damat.

H

Hakgat: Hakikat, hakikaten
Halbüsem: Halbuki
Hañgira?: Neresi ?
Hañgirda?: Nerede, hangi yerde
Hanggı: Hangi
Hangıraya, hangoraya: Nereye
Hangöyle?: Ne biçimde, hangi şekilde?
Haradak Düşmek: Beklenmedik şekilde sert tepki vermek:''Adını sordum,harada düştü!''
Harar: Büyük ve geniş çuval
Harpildamak: Azarlar gibi konuşmak / Yüksek sesle konuşmak
Haşa: Büyük ağzı olan uzun geniş çuval
Hatıl: Taş evlerin duvarına konulan ağaç
Havar: Sebzeler,Bahçedeki sebzenin genel adı
Havarlik: Sulu ziraat yapılan yer, sebze bahçesi
Havas: Heves
Havayı: Hububat ürünlerinin teneke ile ölçülmesi.
Havıt (Havut): Havuz ( Bahçe sulamada kullanılan taş ve toprakla yapılan havuz)
Hayla beri: Epeyden beri, uzun zamandır
Helke: Kova
Helke: Madeni bakraç
Heybe: Heybe, içine öteberi konmak için yapılan iki gözlü torba
Heye!: Evet!
Hımbıl: Anlayışsız, bön
Hindi: Şuan gelmek (hemen )
Hişilamak: Nefes nefese kalm
Hobuç: Annenin çocuğunu sırtına alarak götürm
Hoyraz: Poyraz.
Hükale: Ukala
Hüykürmek: Haykırmak, bağırmak,zikir

I - İ

Ilkı: Davar sağma yeri
Irbık: İbrik
Irgat: İşçi
Irıhtı: Sesi soluğu kesildi, soluksuz kaldı.
İddahı: İddia
İddahılaşmak: İddialaşmak, rekabet etmek
İğdiş: Testisleri alınmış hayvan
İhicik! (Ihicik)!:  '' İşte Burda,işte '' anlamında bir sözcük
İkindin: İkindi vakti
İkiyarcılık: Taraf tutma, hizipçilik
İlan: Yılan
İlazım: Lazım, gerekli
İledin: Ladin (bir ağaç türü)
İleğen: Leğen
İlenmek: İntizar etmek
İleri: Geçenlerde ''Muhtarla ileri görüştüğümüzde olanları anlatmıştı.''
İli: Ilık
İmiştirmek: Kaynar suyu ılıklaştırmak
İnecek: Merdiven
İni: Kocanın erkek kardeşi
İradiyo: Radyo
İrbehim, İbraam: İbrahim
İş Oñsun!:  Hayırlı işler!, Kolay gelsin

K - L

Kak: Elma, armut gibi meyvelerin kurusuna verilen isim.
Kakili: Bol miktarda, gereğinden fazla
Kakirt: Hayvansal yağ ateşte eritildikten sonra kalan tortusu
Kaktirmak:  İtmek ''Şu arabayı bir kaktırında çalışsın''
Kañsirmak: Boğazı temizleyerek tükürmek
Kañşirik: Ağızdan çıkarılan balgam
Karamık: Yaprakları ekşi bir çalı türü
Kelete: Yaramaz Çocuk,Durumu ağır hasta,Zayıf Hayvan,dana
Kepenek: Çoban giysisi.
Kepir:  Taşlı, verimsiz, yamaç yer,arazi
Keseğen:  Bitki köklerini yiyen bir tür böcek
Kestek: Boylu  Etine dolgun kısa boylu; tıknaz
Keşik: Bir işi sırayla yapmak
Kevkir: Tas olarak kullanılan su kabağı
Kırzet: Önlük
Kıtal: Katil
Kinit: Anahtar anlamında kullanılır
Kirkit: Halı ilmeklerini sıkıştırmaya yarayan taraklı alet.
Kirpik: Göz Çapağı
Kirtmek:  İşaretlemek,çizmek
Kiyad: Kâğıt.
Kiyniş: Küçük taneli üzüm kurusu.
Kolan: Kadınların arkalarına çocuk bağlamakta kullandığı 2 cm eninde ip
Kömbe Çöreği:  Hamurun küle gömülmesiyle pişirilen ekmek
Kömbe: Pişirilmiş hamur kabartma
Kösmek: Uzatmak; bir şeyi yola vs. yerlere engel olacak biçimde yerleştirmek
Kösülmek:  Yere yıkılmak / saygı kuralları haricinde yatar durumda olmak
Küncü: Susam
Kürümek: Kürekle vb.şeyle Kar,Toprak vs. Sıyırmak,İttirmek
Küt: Kesmeyen Bıçak vs. Aletler
Larkadak: Bir şeyin yuvaya girme sesi
Lasdik: Lasti
Laylon: Naylon
Lığla: Yumuşamış, pelte gibi olmuş.
Lingirdemek: Sallanmak,iyi yerleştirmemeden dolayı bir şeyin hareket etmesi
Löküş: Lüks lambası.

M

Maçcıldamak:  (özellikle sakız çiğnerken) ağızdan ses çıkarmak
Mağallak: Ortada kalma, akibeti belirsiz olma.
Mandal: Seki, (ekilen yer) teras,Katmanlardan oluşan bahçecik
Manissiz: Lüzumsuz
Mapus: Hapishane
Mardavıl:  Küçük taneli yabani üzüm
Marıl: Marul
Mavin: Muavin
Maydem: Madem
Maydünüs: Maydonoz
Mayıs: Sığır Pisliği
Mayışmak: Uyuşuk Olma
Meh !:   Al !( Birine birşeyi uzatıp almasını isterken söylenir)
Mehle: Mahalle
Mekiş: Çene
Meres: Kötü yaratık manasında.
Mıh: Çivi
Mık Dememek: Hiç itiraz etmemek ,Hiç ses çıkarmamak
Mıkla: Bol soğan ve kıyma ile yapılan bir yemek türü.
Mıymıntı: Yapışkan, hoşlanılmayan kimse
Muñar: Pınar
Musandra: Gardropla (yüklük) tavan arasında kalan kiler
Muşdu: Müjde
Muşmala:  Yeni dünya meyvesi
Muştulamak: Müjdelemek
Müzmühal Etmek: Bozmak, kullanılmayacak hale getirmek

N

Naçar: Çaresiz
Nahıl: Nasıl
Napañ?: Ne yapıyorsun?
Neliklerle: Büyük uğraşlarla, zahmetler içeriside:''Bu evi neliklerle yaptırdım, 
Nem Ne Şekil:  Acayip / belirsiz
Nem!:  Ne bileyim !/ Nereden bileyim, bilmem !
Nepleyim?: Ne bileyim
Nikbet: Felâket, düşkün manalarında.
Nindeñ: Ne yapacaksın?,neden uğraşacaksın?,Niye böyle yaptın? anlamında soru
Ninderim: Bana ne!../ üstüme vazife mi?
Nisteñg?: Ne istersin?
Nörüyoñg?: Ne yapıyorsun, Nasılsın anlamlarında

O -Ö

Ocutmak: Korkutmak, Sindirmek, Ürkütmek,Uzaklaştırmak
Okka: Eskiden 1.283 gram nispetindeki ağırlık ölçüsü birimidir
Oklavu: Oklava
Okundu: Düğüne davet maksadıyla gönderilen hediye
Omar: Ömer
Ödü Sıtmak: Çok Korkmak,
Öğcelemek:  Elle buruşturmak için sıkmak
Öğendire:  Karasabanda öküzleri dürtmek için kullanılan uzun, ucu sivri sopa
Öğümek: Kusmak için ses çıkarmak
Öndüğün:  Dün değil evvelki gün
Öngürde: Orada
Önğme: Gözetlemek
Öteyüz: Öbür Oda, İlerisi, Öbür Taraf
Ötürük: İshal
Övcelemek: El içinde sıkarak ufalamak, gezdirmek.

P

Palaz: Kuş yavrusu, .keklik yavrusu
Pambık: Pamuk
Pardı: Toprağın dökülmemesi için dama döşenen ağaç ve tahta parçaları
Pataklamak: Birine dayak atamaya yeltemek,hafiften dövmek...
Pataz: Avuç
Patazlamak:  Avuçlamak
Peketmek:  Kapatmak, Tıkamak
Pelit: Meşe
Peşgir: Havlu
Pise/Bise: Çam veya katran ağacının reçinesinden yapılan bir cins krem
Pisgirik: Hapşırık
Pisgirmek: Hapşırmak
Posgurtmak:  Duman Çıkarmak
Pufurmak:  Üflemek / Şişirmek için üflemek
Pür: Ardıç ağacının yaprağı
Pürçük: Yıpranan elbise,çuval.. vs den sarkan lifler
Püsgüvüt: Bisküvi

S

Sabın: Sabun
Salma: Bağ çubuğunun toprağa gömülerek çimlendirilmesi.
Samırdanmak: Söylenip durmak
Seğirtmek: Koşmak
Sendiremek: Karşılık vermek, sözle direniş göstermek
Senit: Hamur tahtası
Serselemek(sekselemek): Sersemlemek
Sıdmak: Kormak,Ani Korku /'' Ödüm sıddı: Ödüm patladı.''
Sıdmak: Patlamak
Sırkat: Dağda yakalanan küçükbaş hayvanlar için alınan vergi.
Sıtkı: Sıyırmak Ümit Kesmek,biriyle ilişkisini sona erdirmek..
Siftiklemek: Ayıklamak, koçanından  sıyırmak
Sigge: Hayvan bağlamak için yere çakılan demir
Siñmek: Saklanmak ( Ahmet çalının arkasına sin*!Baban geliyor!!! )
Sitil: Küçük kova
Sivişmek: Kördüğüm olmak, dolaşmak/ortadan kayboluvermek
Siviştirmek: (ipi) kördüğüm etmek
Siydirmek: Ayakta çiş yapmak
Siymek: Bidon vs şeylere doldurulan sıvının dışına dökülmesi
Sofa /Sufa: Eski evlerde Caddeye doğru uzanan balkon kısım
Soruşmak: Solmak / Buruşmak 
Sömek: Mısır koçanı: Darı sömeği
Süksün: Ense
Sümürmek: Suyu, çayı, kahveyi vb. höpürdeterek içmek
Sündürmek: Bez ,elbise vs. İki tarafından çekerek uzatmak
Süymek:  (Bitki vs.) göz vermek, yeşermek  / büyü

Ş

Şalga: Tatlı turp.
Şam: Çam
Şarpa: Eşarp
Şavk: Işık
Şebek: Ters ter bakmak
Şemşe şemşiye: Şemsiye
Şendeerde: Şurada
Şendöyle: Şu şekilde
Şepit: Küçük yufka ekmeği
Şıranha,şırana: Pekmez yapmak için üzümün suyunun çıkarıldığı yer.
Şipilemek:  Ağzında bakla ıslanmamak, verilen sırrı başkasına hemen söylemek
Şiş: Ekmek pişirmede kullanılan alet
Şöngürde: Şurada

T

Taklamak: Bir şeyi iki parçaya ayırmak
Tapiradak: Düşmek Gürültüyle çökmek / hizmette kusur etmemek
Tapirdamak:  Gayret etmek, efor harcamak, meşgul olmak
Tapirti:  Tikirti / ayak sesi, vb. Gürültü
Tat: Dilsiz
Tava: İçinde bulgur,pekmek ...vs pişirilen büyük kazan
Tebelleş Olmak:  Vaktini almak, meşgul etmek / başına bela o
Tefek: Üzüm yaprağı
Tellik: Takke
Teyin: Sincap
Tez: Hızlı,Çabuk
Tikmaklamak: Gagalamak
Tingedek Düşmek: Korkmak, Ödü Patlamak
Tirkeli: Birbiri arkasına eklenmiş; arka arkaya bağlı bir şekilde
Titirti: Titreme
Toklu: Bir yıllık erkek kuzu
Tokmak: Dibekte buğday dövmeye yarayan al
Tokucak: Çamaşır yıkamada çamaşıra vurularak durulamaya yarayan odundan yapılmış yassı alet
Tokuç, Tokucak: Çamaşırı döverek yıkamakta kullanılan ağaçtan gereç
Topak: Yuvarlak
Topalak: Küçük ,ince bir tür ekmek
Toru: Fidan

U - Ü

Ulu Eşger: Açık Açık,Ayan Beyan...
Uluk: Pis, Tertipsiz / münasebetsiz
Utaşmak: Birine yetişmek
Uvra: Unun kepeği
Uzunkös: Uzanarak yatar durum
Üğütlemek: Ayıklamak,ayırmak
Ülübü: Taze Fasulye
Ütmek: 1-Oyunda kazanmak 2-Yakarak temizlemek
Ütmek: Izgara yapmak, ateşte tüylerini yakmak
Üzerli: Hamile olmak

V - Y - Z

Velesbit: Bisiklet
Vurgun: .......’e âşık
Vurulmak: Birine âşık olma
Yağir: Kirli,pasaklı
Yağlık: Dağdaki çiğdeme benzeyen bir bitki yaylalarda buz dolabı oklarak kullanılan yer.
Yalak:1-Ciddiyetsiz 2-Küçük çukur
Yalınğız: Yalnız
Yarma:  taşta çekilmiş (ğütülmüş)buğday
Yavsi:   Büyükbaş hayvanları ısıran bir cins sinek
Yazmiş:  Henüz doğurmamış genç keçi
Yektirmek: Topallamak
Yenişmek: Güreşmek
Yiğir Yiğir: Çok kötü kokmak
Yoğusa: Yoksa
Yolak: Patika yol
Yumak: Yıkamak
Yumru: Tümsek
Yunmak: Yıkanmak,Banyo yapmak
Yuvak: Toprak sıkıştırmaya yarayan silindir şeklindeki taş
Yuvmak: Damı taşla sıkıştırmak
Yüklü:  Hamile olan
Yüklük: Sabit gardrop ve döşek dolabı
Yünğ: Yün
Zağada: Aniden ,Birdenbire ''Yağmur zağada düştü"
Zemheri: Kışın en şiddetli zamanı.

 

Web Sitemiz Hepimize Hayirli Olsun... 20.03.2006
Siz degerli ziyatercilerimizin sitemiz hakkindaki görüs ve isteklerinizi bekliyoruz.

 

Copyright © 2006 by Metkan